Elif Vanlıoğlu: “Tanınmak istiyorum ama hikâyem oyunculuğum olsun” - MAGAZİNDEBUGÜN

Breaking

Home Top Ad

Post Top Ad

Responsive Ads Here

25 Ağustos 2026 Salı

Elif Vanlıoğlu: “Tanınmak istiyorum ama hikâyem oyunculuğum olsun”

 


Elif Vanlıoğlu: “Tanınmak istiyorum ama hikâyem oyunculuğum olsun”

Çocukken küçük teybiyle müziği açıp dans ettiğinde insanların etrafında toplanarak kendisini izlemesinden büyük keyif alıyordu. Yıllar sonra aynı görünür olma arzusu bu kez profesyonel oyunculuk hayalinin bir parçası. Elif Vanlıoğlu, şöhreti istediğini saklamıyor; ancak hayal ettiği tanınmışlığın merkezine özel hayatını değil, oyunculuğunu koyuyor. Vanlıoğlu ile çocukluk hayallerinden vazgeçtiği dönemlere, bileğindeki Çiğdem çiçeğinden bir gün yapmayı hayal ettiği ödül konuşmasına uzanan yolculuğunu konuştuk.

Çocukken de insanların seni izlemesini sevdiğini anlatıyorsun. Sahne arzun nerede başladı?

Elif Vanlıoğlu: Bunun başladığı belirli bir günü gerçekten hatırlamıyorum. Oyunculuk olarak da başlamadı zaten. İlk hayalim şarkıcı olmaktı. Sonra dans etmeye başladım. Küçük bir teybim vardı, yanımda taşırdım. Kasetten müzik açıp kendi kendime veya arkadaşlarımla hazırladığımız koreografileri yapardım. İnsanların etrafımda toplanıp beni izlemesi inanılmaz hoşuma giderdi.

Sonra bunun yalnızca dans olmadığını fark ediyorsun. Okulda şiir okuyorum, bir şey yazıp topluluğun karşısında okumak istiyorum, koroya giriyorum, gösterilerde yer alıyorum... Sanırım benim içimde çok küçük yaştan beri sahnede ve görünür olma arzusu vardı. Sadece yıllar içerisinde şekli değişti.



Bugün de görünür olmak ve tanınmak istiyor musun?

Evet. Hem de çok.

Bunu saklamayı veya “Benim şöhretle hiç ilgim yok” demeyi samimi bulmam çünkü doğru olmaz. Çok tanınan, çok sevilen, başarılı bulunan bir oyuncu olmak istiyorum. Ama bunun benim için çok önemli bir devamı var: Neden tanındığım.

Özel hayatımla veya magazin hayatımla değil, yaptığım işle tanınmak istiyorum. İnsanların adımı duyduklarında oynadığım bir karakteri hatırlamasını, “İyi oyuncu” demesini istiyorum. İşimdeki disiplinimle, performansımla, birbirinden farklı karakterlere dönüşebilmemle konuşulmak isterim.

Hayalinde mutlaka başrol var mı?

Var. Başrol oynamayı çok isterim. Ama bugün başarıyı yalnızca başrol olmakla eşitlemeyecek kadar da gerçekçi bakabiliyorum. Çok güçlü yazılmış bir ana cast karakteri olabilir ve seyirci onu yıllarca unutmayabilir. Böyle bir karakter de beni çok heyecanlandırır.

Benim asıl istediğim iz bırakmak. Bir gün insanların beni bambaşka karakterlerde görüp şaşırmasını istiyorum. “Bu da mı Elif?” dedirtebilmek çok hoşuma giderdi.

Müzik ve dans hayali tamamen geride mi kaldı?

Hayır, bence hiçbir zaman tamamen gitmedi. Profesyonel bir şarkıcı veya dansçı olduğumu söylemem doğru olmaz ama müzik kulağım var, şarkı söyleyebiliyorum, ritme çok kolay uyum sağlıyorum. Şan çalıştım. Tango, salsa, bachata, modern dans, hip-hop gibi farklı dans eğitimleri aldığım dönemler oldu.

Belki bir gün oynadığım karakter şarkı söyleyecek. Belki bir projede hareket ve ritim tarafımı kullanacağım. Bunların hepsini gösterebilme fikri beni heyecanlandırıyor. Ama merkezde yine oyunculuk var.



Oyunculuk yolunda birkaç kez vazgeçmeye karar verdiğin de olmuş...

Birden fazla kez. Bazen şartlardan, bazen kendimi yetersiz hissettiğimden, bazen çevremden duyduklarımdan... “Tamam, artık olmayacak, başka bir hayatım var ve ona devam edeceğim” dediğim zamanlar oldu.

Ama çok garip şekilde oyunculuk her defasında yeniden karşıma çıktı. Bir yerde bir duyuru gördüm, bir eğitim çıktı, yıllar sonra bir billboard karşıma geldi... Ben “vazgeçtim” dedikçe bir şey beni tekrar oraya götürdü. Bir noktadan sonra da artık ben vazgeçmemeye karar verdim.

Bu süreç dışarıdan görüldüğünden daha zor muydu?

Çok daha zordu. Bursa'da yaşayıp İstanbul ve çevresindeki setlere gidip gelmek başlı başına bir mücadeleydi. Sabaha karşı yollara çıktığım oldu. Otogarlarda sabahladığım, gece yarısı veya sabaha karşı eve dönüp çok kısa süre sonra yeniden yola çıktığım zamanlar oldu.

Konaklayacak yerim olmadığında Bursa'ya dönüp tekrar gitmek zorunda kaldığım dönemler yaşadım. Ekranda belki birkaç dakika görünen bir iş için arkasında saatlerce yol, bekleme, hazırlık ve uykusuzluk olabiliyor. Ama sete vardığım anda “Evet, benim olmak istediğim yer burası” hissi ağır basıyordu.

Ailen başlangıçta oyunculuk kararına çok sıcak bakmıyormuş. Sonradan değişti mi?

Çok değişti. Özellikle babam başlangıçta hiç istemiyordu. Bence bunun altında beni koruma isteği de vardı. Mükemmel Eşleşme yayınlandığında beni ekranda görmeleri önemli bir kırılmaydı. Ailemin mutlu olduğunu, beğendiğini ve gurur duyduğunu hissettim.

Sonraki süreçte ne kadar emek verdiğimi de gördüler. Babamın bana söylediği ve hiç unutmadığım bir cümle var: “Bu saatten sonra vazgeçersen önce ben sana kızarım. Artık bu saatten sonra vazgeçmek yok.”

Başlangıçta oyunculuk yapmamdan endişe eden babamın yıllar sonra bana “Vazgeçme” diyen kişi olması benim için çok kıymetli. Şimdi kendisi hayatta değil ama o cümlesini taşıyorum.

Bileğindeki Çiğdem çiçeği dövmesinin de oyunculukla bağlantısı var. Hikâyesi nedir?

Çiğdem, Mükemmel Eşleşme dizisinde oynadığım karakterin adıydı ve benim için profesyonel oyunculuk yolculuğumda çok özel bir yere sahip oldu.

Bileğimde geçmişten kalan ve benim için zor bir dönemi hatırlatan bir iz vardı. Onu kapatmak istiyordum. Çiğdem karakteri hayatıma girince çiçeğin benim için taşıdığı anlamla o izi birleştirdim ve bileğime çiğdem çiçeği yaptırdım.

Babamı kaybettikten sonra, daha önce onunla gittiğimiz bir yerde bu kez o yanımda değilken hayatımda ilk kez gerçek bir çiğdem çiçeğiyle karşılaştım. Çiçeği aldım. Daha sonra nasıl olduğunu fark etmeden onu kaybettim.

Bunun herkes için bir anlam ifade etmesi gerekmiyor. Benim için ise spiritüel ve çok kişisel bir karşılığı var. Bugün bileğimde taşıdığım çiçeğe baktığımda benim için yalnızca oynadığım bir karakteri temsil etmiyor.



Kariyerinde ulaşmak istediğin en büyük nokta neresi?

Zirve. Bunu söylerken yalnızca “başrol olayım” anlamında söylemiyorum. İşinde gerçekten başarılı, seyircinin sevdiği ve oyunculuğuna saygı duyduğu bir isim olmak istiyorum.

Ulusal televizyon olabilir, dijital platform olabilir, sinema olabilir. İyi bir sinema karakterini özellikle çok isterim. Ödül almak da hayallerimden biri. Bir gün oyunculuğumla bir ödül almak ve o sahneye çıkmak istiyorum.



Ödül konuşmasını düşündüğün oluyor mu?

Oluyor. Hem de uzun zamandır. Çünkü bu süreçte bana gerçekten inanan insanlar oldu. İnanmadığı halde inanıyormuş gibi davrananlar oldu. Yapabileceğimi düşünmeyenler oldu. Başardığım bir şeyi gördüğünde benimle gerçekten mutlu olanlar da oldu, şaşıranlar da...

O sahnede hepsine teşekkür etmek isterdim. Çünkü insan bazen kendisine inananlardan güç alıyor, bazen de kendisine inanılmamasından.

Ama o konuşmada en çok yapmak istediğim şeyi biliyorum. Önce anneme teşekkür etmek ve ödülümü annemle artık hayatta olmayan babama ithaf etmek isterim.



Çünkü babamın bana söylediği o cümle hâlâ benimle: “Artık bu saatten sonra vazgeçmek yok.”

Belki bir gün o ödül sahnesine çıkabilirsem, içimden ona dönüp “Vazgeçmedim baba” demek isterim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Bottom Ad

Responsive Ads Here

Pages